Antoine Lavoisier Hayatı ve Kimyaya Katkıları

  

Antoine Lavoisier Hayatı Kısaca

Antoine Laurent Lavoisier, (d. 26 Ağus­tos 1743, Paris – ö. 8 Mayıs 1794, Paris, Fransa), modern kimyanın kurucusu olarak kabul edilen Fransız bilim adamıdır. Çok iyi bir deneyci ve çok yönlü bir dâhi olan Lavoisier, bilimsel çalışmalarının yanı sıra etkin kamu görevlerinde de bulunmuştur. Yanma olayını açıklayan yeni bir kuram geliştirerek bir yüzyıldan fazla kimyaya egemen olan filojiston kuramım çürütmüş; yükseltgenme olayı üzerindeki çalışmalarıy­la oksijenin kimyasal süreçlerdeki rolünü

açıklamış ve yükseltgenmeyle solunum ara­sındaki benzerliği nicel olarak göstermiş; kimyasal tepkimelerde maddenin korunu­mu ilkesini ortaya koymuş; elementler ile bileşikler arasındaki farkı açıklamış; kimya­ya yeni bir adlandırma sistemi getirmiştir. Lavoisier kimyasal araştırmalarda nicel yön­temleri kullanan ilk bilim adamlarındandı. Buluşlarının yanı sıra deney yapmadaki üstün yeteneği, doğru yöntemleri ve inandırıcı nedenleriyle de kimyada yeni bir çığır açmıştır.

Babası Paris Parlement’mda (Yüksek Mahkeme) hukuk danışmanı olan Lavoisi­er, College Mazarin’de klasik dil, edebiyat ve felsefenin yanı sıra matematik, astrono­mi, kimya ve botanik konularında sağlam bir öğrenim gördü. Aile geleneğini sürdüre­rek hukuk alanında öğrenimine devam etti ve 1764’te lisans derecesini aldı. Ama fen bilimlerine duyduğu ilgi nedeniyle, jeolog Jean-Etienne Guettard ile birlikte uzun jeoloji gezilerine katıldı ve onun Fransa’nın mineraloji atlasını hazırlamasına yardımcı oldu. Guillaume François Roulle’ün kimya derslerim izleyen Lavoisier’in kimya konu­sundaki ilk araştırması 1764 sonlarında jipsi (alçıtaşı) çözümlemesi oldu. Kireçtaşı ile sülfürik asiti ısıtarak jipsin bireşimini de başaran Lavoisier, 1766’da da büyük bir kentin en iyi biçimde aydınlatılmasına iliş­kin makalesiyle Fransız Bilimler Akademi- si’nin altın madalyasıyla ödüllendirildi. Da­ha sonra çeşitli madensularmın çözümlen­mesini içeren çalışmasıyla Fransız Bilimler Akademisi’nde yardımcı kimyacılığa getiril­di, 1778’de akademinin tam üyeliğine kabul edildi. 1785’te kuruluşun yöneticiliğini, 1791’de de saymanlığını üstlendi.

Yirmi yaşındayken ailesinden bağımsız olarak zengin olan Lavoisier, 1771’de Fran­sız hükümeti adına dolaylı vergileri topla­makla yükümlü özel bir kuruluş olan Ferme Generale’in yüksek görevlilerinden birinin kızı olan Marie Paulze ile evlendi. Marie ona yapıtlanndaki desenlerin çiziminde, deney sonuçlarının kaydedilmesinde ve çeşitli bilimsel makalelerin İngilizceden Fransızcaya çevrilmesinde yardımcı oldu.

1772’de, o dönemin zengin burjuvaları ara­sında çok yaygın olan bir modaya uyarak babası ona bir soyluluk unvanı satın aldı. Lavoisier’nin kendisi de birkaç yıl sonra Blois yakınlarında bir çiftlik edindi.

Antoine Lavoisier Kimyaya Katkıları

Bilimsel çalışmaları. Lavoisier bilim dün­yasına adım 1770’te, suyun bir dizi damıtma işleminden geçirilmesi yoluyla toprağa dö­nüştüğü yolundaki savı deneysel olarak çürüterek duyurdu. Topraksı artığı ve de­ney öncesi ve sonrasında damıtma aygıtını dikkatlice tartarak, suyun damıtılması so­nucunda kalan katı maddenin sudan değil cam kaplardan geldiğini gösterdi. 1 Kasım 1772’de Fransız Bilimler Akademisi’ne sun­duğu makalesinde yandıklarında kükürt ile fosforun ağırlıklarının arttığını, bunun ne­deninin havayı soğurmaları olduğunu; litarim odun kömürüyle birlikte ısıtılmasıyla da litarjdan daha hafif olan kurşun metalinin oluştuğunu, bunun nedeninin ise malzeme­nin hava kaybetmesi olduğunu açıkladı.

O yıllarda havanın gerçek yapısını henüz açıklayamayan Lavoisier 1774’te deney so- nuçlannı topladığı ilk kitabı olan Opuscules physiques et chimiquesi (Fizik ve Kimya Makaleleri) yayımladı. Aynı yıl İngiltere’de Joseph Priestley de, “kırmızı cıva çökeltisi­ni” ısıtarak filojistondan arınmış havayı (oksijeni) hazırladı. Lavoisier metallerin yanması ve kavrulması sırasında adi (azot­lu) havanın yalnızca bir bölümünün kullanıl­dığım ve bu etkin maddenin yanma sırasın­da soğurulan “yeni” hava olduğunu, geriye “yaşamsal olmayan havanın” (azot) kaldığı­nı kanıtlayarak Priestley’in buluşunu doğru­ladı ve geliştirdi. Kuşların bu “çok solunabi- len havada” daha fazla yaşadığını gözlemle­di ve bu yeni havanın karbonla birleşmesiy­le, 1754’te Joseph Black’in elde ettiği “sabit gazın” (karbon dioksit) oluştuğunu gösterdi.

Atmosferin kimyasal tepkimelerde yer alan değişik gazlardan oluştuğunun anlaşıl­ması pek çok maddenin bileşiminin, özellik­le de asitlerin tanılanmasmı olanaklı kıldı. Lavoisier 1777’de Fransız Bilimler Akade- misi’ne sunduğu ve 177fda okunup ancak 1781’de yayımlanan incelemesinde, bütün asitlerin, oksijen adını verdiği filojistonsuz havanın genellikle ametallerle tepkimesi sonucunda oluştuğu yanılgısına düşerek bu gazı aynı zamanda “asit üretici” olarak adlandırdı. Yanma olayının filojistonun açı­ğa çıkması sonucunda değil, yanan madde­nin oksijenle birleşmesi sonucunda gerçek­leştiğini açıklayan Lavoisier, 25 Haziran 1783’te de Fransız Bilimler Akademisi’ne suyun oksijen ile hidrojenden oluştuğunu açıkladı. Ama bunu daha önce İngiliz kimyacı Henry Cavendish saptayarak asitle­rin metallerle tepkimesinde açığa çıkan gazı “yanar hava” olarak adlandırmış ve 1780’lerde bu gazla havanın birleşmesi sonu­cunda suyun oluştuğunu açıklamıştı. Lavoi­sier suyun bileşimi bilgisinden yola çıkarak nicel organik çözümlemeyi başlattı. Alkolü ve öbür yanıcı organik bileşikleri oksijenle yaktı ve oluşan su ile karbon dioksitin ağırlığından bu maddelerin bileşimini he­sapladı.

Lavoisier’nin filojiston kuramına açıkça karşı çıktığı Reflexions sur le Phlogistique (Filojiston Üstüne Düşünceler) başlıklı ma­kalesi 1786’da yayımlandı. Priestley ve bazı bilim adamlarının bu görüşe karşı çıkmaları­na karşılık çok sayıda bilim adamı kısa sürede Lavoisier’yi desteklemeye başladı. Yanma kuramının kimyada gerçekleştirdiği devrim yalnızca filojiston kuramının yıkıl­masıyla kalmadı. Lavoisier’nin görüşünü des­tekleyen Fourcroy, Guyton de Morveau, Berthollet gibi kimyacılardan oluşan bir grup 1787’de yayımladıktan Methode de nomenclature chimique (Kimyasal Adlan­dırma Yöntemi) adh yapıtla kimyaya yeni bir adlandırma yöntemi kazandırdı. Aristo­teles’ten beri kabul edilegelen dört öğenin yerini, özelliklerine göre sınıflandırmış 55 elementten oluşan bir sistem aldı. Her bileşikteki elementlerin ya da köklerin adından kaynaklanan yeni bir adlandırma sistemi kimyaya yerleşti. Lavoisier bu grup­la birlikte 1789’da Annales de chimie dergi­sini yayımlamaya başladı. Yavaş yavaş filo­jiston kuramı terk edildi ve Lavoisier’nin görüşleri bütün dünyada kabul edildi.

Lavoisier, uzun yıllar süren araştırmalannı ve kuramlarını Traite elementaire de chimie (1789; Temel Kimya Kitabı) adh yapıtında topladı. Maddenin korunumu ilkesi ve kim­yasal denklem kavramına ilk kez bu yapıtın­da yer verdi; maddenin yaratılıp yok edilemediğini, yalnızca değişime ve dönüşüme uğradığını, bir işlemin başındaki ve sonun­daki maddelerin miktarının eşit olduğunu ortaya koydu.

Lavoisier kuramsal kimya çalışmalarının yanı sıra matematik ve astronomi bilgini Pierre-Simon Laplace ile birlikte ısıl olayla­rı da inceledi. Bu iki bilim adamı çeşitli ısılkimya incelemeleri yaptılar, doğrusal ve kübik genleşmeyi ölçen bir aygıt geliştirdi­ler ve Black’in buz kalorimetresinin uyar­lanmış bir türünden yararlanarak bir dizi maddenin özgül ısısını belirlediler. Isıyı ağırlığı olmayan bir ısı maddesi olarak tanımlayan Lavoisier katı, sıvı ve gaz hali­nin maddenin üç biçimi olduğunu, her biçimin maddeyle birlikte bulunan ısı mad­desinin miktanna bağlı olduğunu ileri sür­dü. Aynca mayalanma, solunum ile hayvan ısısı üzerine de çalışmalar yaptı ve bu süreçlerdeki kimyasal olay lan inceledi. Hayvan ısısı ve solunumu üzerindeki biyo­kimya deneylerindeki ölçümlerden solunu­mun, karbonun yanmasına benzer bir yükseltgenme tepkimesi olduğu sonucuna var­dı. Ölümünden çok sonra bulunan bir yazısında da hayvan ve bitki yaşamındaki çevrimsel süreci çok önceden gördüğü anla­şılmıştır.

Kamu görevleri. Lavoisier olağanüstü bi­limsel çalışmalarının yanı sıra, maliye, ikti­sat, tarım, eğitim ve toplumsal refah alanlarında da çok çeşitli kamu görevlerinde bulundu. 1768’de Ferme Generale’de çalış­maya başladı ve 1779’da bu kuruluşun sorumlu fermier gâneralleri arasına katıldı. Yetenekli bir maliyeci ve örgütçü olan Lavoisier, 1775’te devletin barut fabrikaları müfettişliğine de getirildi. Güherçile üreti­mini artırdı ve barut yapımını geliştirdi. Bu tarihten sonra evini ve laboratuvarını Paris Cephaneliği’ne taşıyan Lavoisier, bilimsel çahşmalarını aksatmadan yürüttü.

Kamuyu ilgilendiren konulara bakan pek çok resmî komitenin üyesi olan Lavoisier, 1781’de Paris’e gelen Alman hekim Franz Anton Mesmer’in “hayvan magnetizması”yla tedavi yöntemlerini inceleyen bir komite­de Benjamin Franklin ile birlikte çalışarak Mesmer’in yönteminin bir hile olduğunu açıkladı. Bir başka komitede Paris’in hasta­ne ve hapishanelerini inceleyerek buralar­daki çok kötü yaşam koşullarını iyileştire­cek çeşitli önerilerde bulundu. Frechines’de örnek bir çiftlik kurarak bilimsel tarımın üstünlüklerini gösterdi. 1785’te hükümetin tanm komitesinde görevlendirildi ve tahıl üretiminin geliştirilmesi için raporlar ve yönetmelikler hazırladı, çeşitli tarım politikalarını yürürlüğe koydu. Orleans eyale­tinde toprak sahibi olduğundan 1787’de eyalet meclisine seçildi ve bu bölgedeki toplumsal ve ekonomik koşullan iyileştir­mek için tasarruf bankaları, sigorta şirketle­ri ve atölyeler kurdu, vergi reformları önerdi. 1788’deki kıtlık sırasında Blois ve Romorantin kentlerinde yaşayanlara faizsiz para dağıttı. Aynca halk sağlığı, para, top dökümü ve kamu eğitimi komitelerinde çalıştı. 1790’da Fransa’daki ölçü ve ağırlıkla­ra standartlaştırması için kurulan komite­nin mali sekreterliğine getirildi ve bu çalış­ma metre sisteminin doğmasına yol açtı. Reformcu ve liberal görüşlü bir kişi olan Lavoisier Fransız Devrimi’nde etkin rol oynadı ve 1789’da £tats-generaux yeniden toplandığında yedek halk temsilcisi seçildi ve meclis tüzüğünü hazırladı. Paris Komünü’ne de seçilen Lavoisier bir planlama grubu olan ılımlı 1789 Derneği’ne katıldı. Devlet hazinesinin yönetiminde görev alan Lavoisier, ülkesinin mali durumu ve tarımıyla ilgili aynntılı çözümlemeler yaptı. Ancak Lavoisier’nin halk tarafından sevilme­yen Ferme Genârale’m üyeliğinde bulunmuş olması yöneticilerin ondan şüphelenmeleri­ne yol açtı. Ülkesine yaptığı birçok hizmet ve dünyada tanınan bir bilim adamı olmasına karşın köktenci basının ağır saldırılarına uğradı. 1791’de Ferme Generale kapatıldı ve Lavoisier barut fabrikalarındaki görevinden alınarak Cephanelikteki evinden ve laboratuvarından çıkarıldı. 1793’te Terör Dönemi başladı ve Lavoisier’nin bütün çabalarına karşın Fransız Bilimler Akademisi ve ay­dın dernekleri bastırıldı, aynı yılın sonunda da Konvansiyon Ferme Generale’in önde gelen yöneticilerini tutukladı ve Lavoisier 8 Mayıs 1794’te Devrim Mahkemesi’nce 27 arkadaşıyla birlikte ölüme mahkûm edile­rek giyotinle idam edildi, cesedi toplu bir mezara atıldı.

Benzer Konular:

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir