Dostoyevski ve Karamazov Kardeşler Kitabı Özeti ve Konusu

  

Dostoyevski’nin aile­si, koyu katolikti. Mağrur, sabırsız kimselerdi. Bir ara Ukray­na’ya, göç ettiler. Karamazov Kardeşler Kitap Özeti ve Konusu hakkında bilgi. Dedelerinden aldıkları göçebelik ruhu, onların bir yerde uzun müddet kalmalarına meydan vermiyordu. Feodor Dostoyevski’nin babası, Moskova’da bir yoksul hastahanesinin doktoruydu. Oturdukları ev de hastahanenin bitişiğindeydi, Ama baba Dostoyevski, oğulları Feodor ve Mikhail’in dış âlemle, bilhassa hastahaneyle temasını yasak etmişti. Bu yüz­den Feodor, içine kapanık bir çocuk olarak büyüdü. Biricik ar­kadaşı, kurduğu hayaller, gözleri açık gördüğü rüyalardı. On altı yaşındayken, babası onu Petersburg’daki mühendis oku­luna gönderdi. Dostoyevski’nin sınıf arkadaşları yaşamayı, ka­dınları, herşeyi biliyorlardı. Feodor ise bunlardan habersizdi. Bir zaman sonra Feodor, babasının bir cinayete kurban gitti­ğini öğrendi. Bir daha da onun adını ağzına almadı. Artık kur­duğu hayalleri yazmaya, başlamıştı. “İnsancıklar” adlı bir ro­man yazdı. Yarım yaratılmış insanların hikâyesiydi bu… Sa­kat vücutlar, sakat ruhlar, güzel gözlü budalalar, Dostoyevs­ki’nin eserlerinin başlıca kahramanlarıydılar. Bundan sonra Dostoyevski tekrar aydınlara döndü. Belki onlar, hayatta yeni bir anlam bulmasına yardım, edeceklerdi. Bu aydınlar, Çarı devirip hür insanlara mahsus bir cumhuriyet kurabilirlerdi. Feodor, siyasî toplantılara da katılıyordu. En sonunda tevkif edildi. Önce Piyotr Pavel kalesinde hapsedildi, sonra da Sibirya’ya gönderildi. Sibirya’dan döndükten sonra durmadan çalış­maya başladı. “Suç ve Ceza” romanını ölüm döşeğinde yatan karısının başucunda beklerken yazmaya başlamıştı. Çocuklu­ğundan beri rüyalarını dolduran yoksul, garip insanların ro­manlarını yazıyordu. Tanrı’ya inancını kaybetmişti, ama buna karşılık insanın kendi kendini kurtarabileceğine güveniyordu. Dostoyevski’nin her dile çevrilmiş eserleri arasında “Ecinni­ler”, “Budala”, “Karamazov Kardeşler’, “Suç ve Ceza’, ‘Kumarbaz”, “Ölü Bir Evden Hâtıralar”, “Ev Sahibesi” “Delikan­lı” başta gelir.

Karamazov Kardeşler Özet: Dostoyevski, bu romanıyla çok uğraş­mıştı. Sonunda ortaya dünya edebiyatının en güzel eserlerinden biri çıktı. Ama şurasını hemen belirtelim ki “Karamazov Kardeşler” gerçekçi bir roman değildir. Bu romanın kahramanları­nın hayatlarını normal insanların hayatlarıyla, karşılaştırılma­malıdır. Romanda erkekler, kadınlara kıyasla daha iyi işlenmiş­tir. Ünlü ingiliz romancısı Maugham, bu eser İçin “Çok ilgi top­layan bir eser” diyor, “.Dostoyevski usta bir romancı. Uzun ko­nuşmalar, okuyucunun heyecan ve ilgisini artırıyor.”

Karamazov Kardeşler’in büyüklüğü, eserin ana fikrinden gelmektedir. Birçok eleştirmeciler, eserin “Allahın aranması” fikrine dayandığını ileri sürmektedirler. Aynı zamanda ruh tah­lillerinin fazlalığı da esere “psikolojik tahlil” vasfını kazandır­maktadır. Eser ilk olarak 1880’de yayınlanmıştır.

Karamazov Kardeşler Konusu: Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında Rusya’nın taşra şehirlerinden biri olan Skotoprigonyevski şehrinde Fiodor Karamazov’un üç oğlu olmuştu. Birincisi Dimitri, ilk karısındandı. Diğer ikisi Aleksi’le İvan da ikinci karısındandı. Fiodor iyi bir iş adamıydı ama serseri yaradılışlıydı. Anneleri öl­dükten sonra çocuklarıyla hiç ilgilenmedi. Grigori adındaki bir uşakları çocukların akrabaların yanma yerleştirilmelerini sağ­ladı.

Dimitri, annesinden kalan servete sahip olacağını hayal ederek büyümüştü. Orduya girdi. Çılgınlıklarıyla şöhret yaptı. Kazandığı para masraflarına yetmeyince, babasına gidip, ken­di hakkı olduğuna inandığı parayı istedi. Asık suratlı İvan, li­seyi bitirdikten sonra Moskova’da bir koleje girdi. Parasızlık onu hocalık yapmak, çeşitli dergi ve gazetelere yazı yazmak zorunda bırakmıştı. Yazıları sayesinde kendine oldukça iyi bir ün sağladı. Aleksi yahut Alyoşa, Karamazov kardeşlerin en küçüğü ve en hayal perestiydi. Daha sakin tabiatlıydı. Bulunduk­ları şehrin manastırına girip Ortodoks’ların büyüğü Peder Zossima’nın öğrencisi oldu. Babasından rahip olmak için izin is­temeye geldiği zaman attem, öfkelendi ama gene de izin verdi. Baba Karamazof’a göre, yeryüzünde kutsal olan hiç bir şey yok­tu.

Kardeşlerin üçü de yetişkin birer genç oldukları zaman ka­der onları doğdukları, şehirde bir araya getirdi. Dimitri. annesinden miras kalan parayı istemeye gelmişti. Din aleyhine propaganda yapmayı meslek edinen ivan da gene mali sebeplerden doğduğu şehre uğramıştı.

Baba ve oğullar, bir anlaşma yolu bulmak için manastırda toplanandan zaman Piodor muhterem Peder Zossima’nın yanında oğullarını küçük düşürecek hareketlerde bulundu Toplantıya geç gelen Dimitri’yi babası, şehrin tanınmış bir hafif” meşrep kadınına para yedirmekle suçlandırdı.

Dimitri’nin cazibesine kapılan Katerina, aslında İvan’ı sev­diği halde Dimitri’nin peşinden ayrılmıyordu. İvan, Katerina’nın ömrü boyunca kendilerine işkence etmeye karar verdi­ğini anlayınca, asil bir davranışla sevgilisinin kararlarına bo­yun eğdi.

Ölmekte olan Zossima, öğrencileriyle bir kere daha konu­şabilecek kadar yaşayabildi. Öldüğü zaman bir mucize beklen­di. Ama mucize olacak yerde, Peder Zossima’nm cesedi vak­tinden önce çürümeye yüz tuttu. Ortodoks kilisesinin büyükle­rinin hareket tarzını tasvib etmeyen bazı papazlar, buna için için sevindiler. Zossima’nın cesedinin çürümesinin öğrettikleri­nin kıymetsiz, yalan şeyler olduğuna işaret sayılacağını ileri sürdüler.

Manastırdaki can sıkıcı olaylara üzülen Alyoşa, Gruşenka’yı ziyarete gitti. Kadın onu da baştan çıkarmaya çalıştı. Gru­şenka, Karamazof’larm şerrinden kurtulmak için eski sevgili­lerinden biriyle kaçmaya hazırlanıyordu. Tanrı’ya kendini ya­kın hisseden Alyoşa, Gruşenka’nm kalbinin de iyi bir tarafı bulunduğunu anlamıştı. Gruşenka da Alyoşa’nm anlayışlı bir insan olduğu kanaatine vardı.

Dimitri, Katerhina’nm parasını bir ân evvel ödeyebilmek için sonuçsuz teşebbüslerde bulunmuştu. Gruşenka’nın evde ol­madığını öğrenince, kıskançlıktan deliye dönerek babasının evi­ne sevgilisini aramaya gitti. Gruşenka’yı bulamadı ama baba­sını öldürmeyi tasarladığı ağır çekiçle ihtiyar uşak Grigori’yi ağır bir şekilde yaraladı.’ Gruşenka’nın bir başka adama kaç­tığını öğrenince silâhlanıp sevgilisinin peşine düştü. Gruşen­ka’yı bir başka kasabada bir handa eğlenirken buldu. Genç kadın, Dimitri’yi çok iyi karşıladı ve yalnız onu sevdiğini söy­ledi. Âşıklar sarhoş, kendilerinden geçmiş bir halde eğlenirlerken hana bir polis geldi, Dimitri’yi babasını öldürmekle suç­landırdı. İhtiyar adam kendi evinde soyulmuş öldürülmüştü. Di­mitri’nin elbisesinin üzerindeki kan lekeleri, cebinde bir sürü para bulunması, sık sık babasının aleyhinde konuşmuş olması Dimitri aleyhine birer delildi. Dimitri, suçu kabul etmedi. Har­cadığı paraların bir kısmının Katerina’ya ait olduğunu ileri sürdü. İlerde Gruşenka onunla evlenmeyi kabul eder diye pa­ranın bir kısmını sakladığını söylüyordu. Ama eldeki deliller, Dimitri’nin durumunu büsbütün ümitsizleştirmişti. Hapse atıl­dı. Mahkeme gününü beklemeye başladı.

Dimitri’nin tevkifinden sonra Gruşenka da hastalandı. İki sevgili birbirlerini fazla kıskanmak yüzünden bu hallere düş­müşlerdi. Dimitri gördüğü esrarengiz bir rüyanın etkisiyle kendini bütün insanlığın suçlarının cezasını çekmeye mahkûm, suçsuz bir insan olarak görmeye başlamıştı. Bu arada İvan’la Katerina, Dimitri’yi Amerika’ya kaçırabilmek için çareler ara­maya koyulmuşlardı.

İvan mahkemeden önce üç kere uşak Smerdiyakov’u sor­guya çekti. Uşak bir kere İvan’a canı istediği zaman kendini sar’a nöbeti geçiriyormuş gibi gösterebildiğini anlatmıştı; üçün­cü konuşmada Smerdiyakov, baba Karamazof’u öldürdüğünü itiraf etti, ama bunu İvan’ın arzularına uyarak yaptığını ileri sürüyordu. Çünkü İvan birkaç kere babasının ölümünün her­kese huzur ve sükûn getireceğini söylemişti. Smerdiyakov bu sözlerin etkisiyle bütün delillerin Dimitri’nin üzerine toplana­cağı bir sırada ihtiyar efendisini öldürmüştü. İvan’ın ona bol para verip rahat yaşamasını Bağlayacağını sanmıştı. Uşak, efen­disinden çaldığı paraları da İvan’a teslim etti. İvan eve döndük­ten sonra birdenbire hastalandı. Aynı gece Smerdiyakov da kendini astı.

Karamazof dâvası bütün Rusya’da ilgi uyandırdığı için memleketin her yanından bu davayı dinlemeye gelmişlerdi. Di­mitri aleyhinde çok delil vardı. Katerina mahkemeye Dimitrinin vaktiyle ona göndermiş olduğu bir mektubu teslim ederek eski nişanlısından kadınca öç aldı. Mektupta Dimitri, Kateri­na’ya olan borcunu ödeyebilmek için ieabederse babasını öl­düreceğini yazmıştı. Hâlâ hastalığı geçmemiş olan İvan mah­kemede uşağın itiraflarını anlattı, ama sonra hastalığın etki­siyle abuk sabuk lâflar etmeye başladı. Jüri Dimitri’yi suçlu buldu.

Katerina, Dimitri’nin mektubunu açıkladığı için kendini suçlu hissediyordu. İki kardeş arasında kıskançlık uyanmasına da sebeb olmuştu. İvan’ın başucundan ayrılıp kardeşi gibi has­talanıp hastahaneye kaldırılmış olan Dimitri’nin yanma koş­tu. Katerina Dimitri’den af dilerken, Gruşenka’yla Alyoşa da oradaydılar.

Daha sonra Alyoşa Dimitri yi Gruşenka’ya bırakarak bir çocuğun cenazesine gitti. İçi acıyla, ölüme karşı nefretle dolu olan Alyoşa, cenazeye gelen ve çoğunluğunu çocuğun okul ar­kadaşlarının teşkil ettiği kalabalığa pek güzel bir vaızda bulun­du. Onlara iyilik yapmayı, insanların dünyasını sevmek için yaşamalarını öğütledi. Kendisi de Dimitri’yle birlikte Sibirya’­ya gitmeye hazırlanıyordu. Kendini gerçeğe ve iyiliğe hasret­mek niyetindeydi.

Benzer Konular:

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir