Eugenie Grandet Özet ve Konusu

  

EUGENIE GEANDET (HONORE DE BALZAC)

Dünya roman edebiyatının en ünlü yazarların­dan biri olan Balzac, Fransa’nın Tours şehrinde dünyaya gel­di. Hukuk okudu, üç yıl avukat olmak için uğraştı. Eugenie Grandet Özet ve Konusu şöyle. 1820’de avukatlıktan vazgeçip yazarlığa başladı. Ailesi Balzac’ın bu hareketini beğenmedi. Ama Balzac buna aldırmayınca, ailesi­nin sağladığı yıllık geliri azaltıldı. Bu yüzden genç yazar, Pa­ris’te sıkıntılı bir hayat sürmeye başladı, Yazdıklarının hiçbiri beğenilmiyordu, ama uğradığı başarısızlıklar ümidini kırmadı. Durmadan dinlenmeden yazıyordu. Bir kelime üzerinde saat­lerce durduğu söylenir. İlk başarısını 1829’da İngiliz yazan Sir Walter Scott’un bir teminden ilham alarak yazdığı “Les Chouans” adlı eseriyle kazandı. Bu roman Balzac’ın en güzel tarih romanlarından biriydi. Ama borçları, sıkıntıları sona ermemiş­ti. Üstelik sıhhati de pek düzgün değildi. Çalışma azmini dış etkiler azaltamadı. Balzac’ın tanıdığı kadınları, yaşadığı aşk maceralarını romanlarında görülebilir. Yazı tarzı çok garipti. Çoğu zaman gece yarısından sonra masa başına geçer, on yedi, on sekiz saat, aralıksız yazardı. Yazdığı romanların sayısı yetmişi bulur. İnsanları bir biyoloji bilgini gibi sınıflara ayırıp, hepsini ayrı ayrı incelemek arzusuyla yazarlığı meslek seç­mişti. En ünlü eserleri, “Eugenie Grandet”, “Sönmüş Hayal­ler” “Goriot Baba”, “Evlilik Felsefesi,, ve “Vadideki Zambak.,,- tır. Romanlarının çoğunu “İnsanlık Komedyası” adını taşıyan bir bütünün parçalarıysa da her biri başlı başına birer roman­dır.

ESER ÜZERİNE: Eugenie Grandet, Balzac’ın en güzel romanlarından biridir. İlk defa 1833’te yayınlanmıştı. Balzac’­ın eserlerinin bir çağımda bulunan, bugünün okuyucusuna, biraz uzun ve sıkıcı gelen gerçekçi tasvirler Eugenie Grandet’de pek azdır. Balzac, romana sadece gerekli ayrıntıları almış­tır. Romancının insanları bir biyoloji bilgini titizliğiyle ince­leyip, sonuçlar çıkarması, Eugdnie Grandet’de kendini daha eleyip, sonuçlar çıkarması, Eugenie Grandet’de kendini daha iyi gösterir. Esas itibariyle roman, pek büyük servetini har­camaya kıyamayan, bu yüzden karısı ile kızına hayatı zehir eden bir cimriyi ele alır. On dokuzuncu yüzyıl baslarında geçen olaylar basit bir dille anlatılır. Trajik yanı, Eugenie’nin aşksız ve yalnız bir hayat sürmeye mahkum oluşu­dur. Eugenie ile babası, Balzac’ın yarattığı en kuvvetli tipler­dendir.

Eugenie Grandet KONUSU: Fransa’nın Saumur şehrinde ihtiyar Grandet herkesin tanıdığı bir kimseydi. Zenginlik hikâyesini bütün şe­hir halkı bilirdi. Zengin bir odun tüccarının kızıyla evlendik­ten sonra talihi dönmüştü. Yeni Fransız Cumhuriyeti Saumur’deki kilise topraklarını satışa çıkarınca, Grandet birik­tirdiği paralarla karısının drahomasını kullanarak eski me­zarlığı, bir bağı ve birkaç çiftliği satın almıştı. Şehrin valiliği­ne getirilince büsbütün zenginleşmişti. 1806’da karısının anne­sinden, büyük babasından ve büyük annesinden üç mirasa da­ha kondu. Arazisinin ve çiftliklerinin sayısı bir hayli kabar­mıştı. 1811’de fakir düşmüş bir asilzadenin civardaki malikâ­nesini de satın aldı.

Cimriliğiyle şöhret yapmıştı, fakat gene aynı sebepten ötürü ona çok da hürmet ederlerdi. Basit tavırlıydı, .sofrasında az yemek bulunurdu, fakat konuşması ve hareketleri o civar­da kanun yerine geçerdi. Ev halkı, karısı, kızı Eugenie ve hiz­metçisi Nanon’dan ibaretti. Grandet, karısını bir köleye çe­virmişti. Hizmetçi Nanon çirkindi, çok kuvvetli bir bünyesi vardı. Efendisine körü körüne bağlıydı, çünkü herkes çirkin­liği yüzünden onu evinde çalıştırmazken, M. Grandet hiç te­reddüt etmeden Nanon’u eve getirmişti. Eugenie’ye her yıl doğum gününde babası bir altın, annesi de bir yanlık elbise armağan ederdi. Her yılbaşı günü ihtiyar Grandet, kızma al­tınları çıkarttırır, parlaklık derecelerini ölçmeye çabalardı.

Grandet, yaşamak için elzem olan şeyler bir yana, ailesini her şeyden mahrum bırakmıştı. Kasım ortasından önce olma­dan odalarda soba yakılması yasaktı.

Şehir halkı Eugenie’nin kiminle evleneceğini merak ederdi. Kızı isteyen iki kişi vardı. Biri, M. Cruchot, noterin oğluy­du. öbürü, M. de Grassins, kasaba bankasının sahibinin oğluydu. 1819 yılında Eugenie’nin doğum gününde ikisi de Grandet’lerin evine gittiler. O aksam hiç umulmadık bir zamanda kapı çalındı, cimrinin yeğeni Charles Grandet çıkageldi. Char­les’in babası Paris’te büyük servet sahibi olmuştu, oğlunun da üstü başı tam bir Paris efendisininkini andırıyordu.

Eugenie misafiri iyi ağırlamak için çırpınıyordu, hatta ışık, soba v.s. konusunda babasının ihtarlarına aldırmadan lükse kaçmıştı. Bunlar hep, Charles’in şerefineydi. Grandet, o akşam yeğenine karsı pek kibar davranıyordu. Kardeşinden gelen mektubu okurken de tavırları değişmemişti. Mektupta Charles in babası, bütün servetini kaybettiğini, intihar etmek üzere olduğunu, güvendiği tek insanın ağabeysi olduğunu, Charles’ı kendisine emanet ettiğini yazıyordu. Genç adam ba­basının mektupta neler yazdığını bilmiyordu, ertesi gün, ba­basının intihar haberini alınca, çok ağladı, birkaç gün odasın­dan dışarı çıkmadı. En sonunda Paris’teki arkadaşlarından birine mektup yazdı, bütün malını satıp borçlarını ödemesini istedi. Delikanlı Eugenie’ye, annesine ve Nanon’a ara sıra harçlık veriyordu. İhtiyar Grandet, bundan memnundu. Ka­rışma ve kızma, çocuğun babasının işleri düzelir düzelmez onu bir tarafa yerleştireceğini söylüyordu.

Charles, adının lekelendiğini hissediyordu. Grandet de ay­nı hisleri duyuyordu, çünkü kardeşi onun adını taşımaktaydı. Bankacı M. Gassins le konuşup, hiç para harcamadan ailenin şerefini kurtaracak bir plân hazırladı. M. Gassins Grandet’- nin işlerine bakmak için Paris’e gitti. Geri dönmedi, eğlence­lere dalmıştı

Bu arada Eugenie Charles’a âşık olmuştu. Genç kız, sev­gilisinin parasızlığına üzüldüğü için, kendisine drahoma olarak ayrılan parayı ona verip kendine bir servet sağlamasını istedi îki genç birbirlerini daima seveceklerine yemin ettiler, Char­les Saumur’dan ayrıldı.

Ertesi yıl, yılbaşı gecesi, Grandet, kızının drahomasını görmek istedi. Kızının sırrını bilen anne, susmayı uygun bul­du. Eugenie’nin inkârlarına rağmen, ihtiyar adam, kızının paraları ne yaptığını tahmin etmişti. Kızma odasına kapanma­sını, bundan böyle kendisiyle de, annesiyle de hiçbir ilgisi kal­madığını söyledi, şehirde birçok dedikodular çıkmıştı. Noter M. Croucnot, Grandet’ye karısı öldüğü takdirde, kızı isterse, para ve malların ikiye ‘bölünebileceğini söyledi. Kasabada, Madame Grandet’nin kalp kırgınlığından ve kocasının onu ba­kımsız bırakmasından ötürü yavaş yavaş ölmekte olduğu söyleniyordu. Grandet servetinin bir kısmını kaybetmek kor- kuşuyla, karısını da, kızını da affetti. Karısı ölünce kızını kandırdı, malın Eugenie’ye kalan kısmını da kendi üstüne tapulattırdı.

Beş yıl geçmiş, Charles’daıı hiç bir haber çıkmamıştı. 1827’de Grandet, seksen iki yaşındayken bütün vücuduna in­me indi. Ölürken kızma parasını iyi koruması için yalvardı.

Eugenie, ihtiyar Nanon’la beraber oturuyor, hâlâ Charles’in dönmesini bekliyordu. Bir gün bir mektup geldi. Char­les artık onunla evlenmek istemiyordu. Bir asilzadenin kızıy­la evlenip kendine mevki ve ünvan sağlamak sevdasına düş­müştü. Eugenie, Oharles’a engel olmaya çalışmadı, M. de Gassins, genç adamın alacaklılarının henüz tatmin olmadık­larını kendisine bildirmişti. Borçlar temizlenmedikçe Charles’ın nişanlısının ailesi düğüne izin vermiyordu. Eugenie, eski sevgilisinin durumunu öğrenince, onun borçlarım ödeyip bir an önce evlenmesini sağladı.

Eugenie, hep yalnız yaşıyordu. Evde her şey ihtiyar Grandet’nin zamanındaki gibiydi. Eskisi gibi Eugenie’nin talipleri eve gidip geliyorlardı. Genç de Gassins, babasının Paris’te sür­düğü uygunsuz hayattan ötürü çok üzgündü, M. Crouchot, eyalet hükümetinde iyi bir memuriyet almıştı, halinden mem­nundu, evlenmek konusunda ısrar edip duruyordu. En sonun­da Eugenie onunla evlenmeye razı oldu, M. Crouchot, ondan normal zevcelik vazifelerini istemeyecekti. Eugenie sadece is­men onun karısı oluyordu. Onlar evleneli henüz pek az bir za­man geçmişti ki, M. Crouchot öldü. Eugenie kendi servetine kocasından kalanları da ekledi. Nanon evlenmişti, kocasıyla beraber hanımının yanında oturuyordu. Genç dul, biricik dos­tunun Nanon olduğuna kanaat getirerek tam mânasiyle bir keşiş hayatı sürmeye başladı. Hep o eski ve boş evde oturu­yordu. Çok büyük bir serveti vardı, ama hayatta paradan başka her şeyden mahrum olduğu için bu muazzam serveti umursamıyordu.

NOT: Bu romanı Nasuhi Baydar çevirmiş, Remzi Kitabevi yayınlamıştır.

Benzer Konular:

1 Yorum Var, Siz de Yorumunuzu Hemen Yazabilirsiniz

  1. Shanna

    I ate at black fish a week ago.Wish i had know about this sooner.I was in lincon city on vacation and wanted a tasting but never got the time with hitting Portland and pacific city.We (my family and I) had a great meal at black fish. The duck is outtManding.sy step mother owns a wine sore in Lincon, ill have to have them stop by.Cheers

    Cevap Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir