Kardinal Nedir Görevleri Nelerdir?

  

Kardinal nedir, papayı seçmek, Katolik Kilisesi’ nin yönetiminde ona yardımcı olmak ve danışmanlık etmekle görevli Kardinaller Kutsal Kurulu’nun üyesi. Curia Romana’ ran(‘) başlıca görevlileri olan kardinaller sık sık da papalık elçisi olarak görev yaparlar; ayrıca büyük piskoposluk bölgele­rini yönetirler. Kırmızı giysileriyle kilisenin prensleri olarak anılırlar.

Kardinal unvanının kökeni konusunda araştırmacılar arasında görüş birliği yoktur. Ama çağdaş araştırmacılar, “eksen” ya da “merkez” anlamındaki Latince cardo’dan türetilen cardinalis’in ilk kez Batı Avrupa’ nın barbar akınlarına uğradığı dönemde, piskoposluk bölgesi istila edilince boş bir piskoposluğa atanan piskoposları belirtmek için kullanıldığı görüşünde birleşirler. Ro- ma’da ilk kez 6. yüzyıl başlarında, sözcüğün “asal”, “yüce”, “üstün” anlamlarını kazan­dığı dönemde kentin yedi bölgesinin diya­kozları kardinal uvnanını aldı. Roma’daki bölge kiliselerinin kıdemli papazlarına ve kenti çevreleyen yedi piskoposluğun pisko­poslarına da kardinal unvanı verildi. 8. yüzyıla gelindiğinde Romalı kardinaller, Romalı din adamları arasında ayrıcalıklı bir konum kazanmışlardı. Bunlar Roma’daki kilisenin yönetimine ve papalık ayinlerine katılıyorlardı. 769’da toplanan bir sinod, ancak kardinallerin papa seçilebileceğine karar verdi. II. Nicolaus’un papalığı sırasın­da, 1059’da kardinallere papayı seçme yet­kisi tanındı. Bu yetki başlangıçta bir süre yalnızca başpiskoposlarla sınırlı tutulduysa da III. Laterano Konsili’nin (1179) bir ka­rarıyla bütün kardinallere yaygınlaştırıldı.

 

Roma dışındaki kentlerde ise kardinal adı ilk kez belirli din adamlarını onurlandırmak amacıyla kullanıldı. Bunun kayıtlı ilk örne­ğinde Papa Zacharias, 747’de Frank kralı III. Pepin’e (Kısa) gönderdiği bir mektupta, Paris’teki rahipleri taşradakilerden ayırmak için birincileri kardinal olarak adlandırıyor­du. Sözcüğün bu anlamı kısa sürede yaygın­laştı ve 9. yüzyıldan sonra çeşitli piskopos­luk kentlerindeki din adamları arasında bir kardinaller sınıfı oluştu. 1567’de Papa V. Pius’un bir kararıyla bu unvan yalnızca Roma’daki kardinaller için kullanılmaya başladı.

Piskopos, papaz ve diyakozlardan oluşan Kardinaller Kutsal Kurulu’nun kökeni Papa II. Urbanus’un (hd 1088-99) reformlarına uzanır. Kardinaller Kurulu’ndaki bu üçlü kademelenmenin kardinallerin kilise içinde­ki olağan rütbesiyle örtüşmesi zorunlu de­ğildir. Örneğin New York ya da Paris gibi piskoposluk bölgelerinin piskoposu kardi­nal papaz unvanını taşıyabilir. Avignon papalığı (1309-77) döneminden sonra Kar­dinaller Kutsal Kurulu’nun uluslararası ni­teliği vurgulanmış ve V. Sixtus döneminde bu amaçla bir reform yapılmış­tır. Daha sonra da sık sık gündeme getirilen bu sorun, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısın­da yeniden önem kazanmıştır.

Kardinal piskoposlar, Roma’nın hemen dışındaki piskoposluk bölgelerindeki pisko­posların ardıllarıdır. 8. yüzyılda yedi tane olan bu piskoposluk bölgelerinin sayısı daha sonra altıya indirildi. 1962’ye değin kardinal piskoposların kendi bölgelerinde eksiksiz yargı yetkisi vardı. Bu tarihten sonra yönet­sel görevlerini o bölgede yerleşik bir pisko­posa bırakarak yalnızca unvanlarını koru­dular. 1965’te VI. Paulus Doğu Katolik Kilisesi’nin patriklerine de kardinallik unva­nı verdi ve kendi bölgelerinin kardinal piskoposları olmalarını sağladı.

Kardinaller Kutsal Kurulu’nun ikinci ve en büyük grubunu kardinal papazlar oluşturur. Geçmişte Roma’daki bölge kiliselerinde görevli papazlarla sınırlı olan bu grup 11. yüzyıldan beri dünyanın her yanındaki önemli piskoposluk bölgelerinin piskoposla­rını içerdiği için kardinal piskoposlar ile kardinal diyakozlardan daha uluslararası bir nitelik taşır.

Kardinal diyakozlar, yedi bölgesel diyako­zun ardıllarıdır. 10. ve 11. yüzyıllarda Roma’da 18 diyakozluk vardı. II. Urba­nus’un reformlarıyla bunlardan her birine bir kardinal diyakoz atandı. Kardinal diya­kozlar başlangıçta yalnızca diyakozluktan daha ileriye geçememiş din adamlarından seçiliyordu. Daha sonra kardinal diyakozla­rın en azından papaz rütbesi taşıması koşulu getirildi. Piskopos olmayan din adamlarını kardinal diyakozluğa atayan XXIII. Johan- nes ve VI. Paulus, atamadan hemen sonra bu kişileri piskopos olarak kutsadılar. 1586’da V. Sixtus kardinal sayısını 70’le sınırladı. Bunlardan altısı kardinal pisko­pos, 50’si kardinal papaz, 14’ü kardinal diyakozdu. XXIII. Johannes’in bu kısıtla­mayı kaldırmasından sonra kardinal sayısı 100’ü aştı.

Yeni kardinal atama yetkisi yalnızca papa­nın elindedir. Papa, kardinallerden oluşan gizli bir toplantıda yeni kardinallerin adları­nı açıklar. Daha sonra halka açık bir törenle kardinallik simgeleri olan kırmızı başlıkla yüzük takılır.

Benzer Konular:

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir