Küçük Kadınlar Filminin Senaryosu Nereden Alındı?

  

90’lı yılların en çok izlenen filmlerinden biri olan KÜÇÜK KADINLAR (Little Woomenn) hangi senaryodan alındı biliyor musunuz? İşte bu eserden.

YAZARI: LOUİSA M. ALCOTT (29 Kasım, 1832 – 6 Mart, 188S) – Amerika’nın en tanınmış çocuk eserleri yazarların­dan Louisa May Alcotfun babası pedagog ve filozoftu. Louir sa, hatıra defterine ailesini daha\iyi yaşatabilmek için dışarda çalışmak azminde olduğunu yazmıştı. Çocukluğu açık, te­miz havalı yerlerde geçtiği İçin sağlığına diyecek yoktu. İlk mesleği bebek elbiseleri dikmek’ oldu. Daha sonra öğretmen­likten hizmetçiliğe kadar her ‘ türlü, işte çalıştı. 1860 da bir hi­kâyesine 50 dolâr verdikleri zaman Louisa sevmemden ne ya­pacağını şaşırmıştı. İlk kitabı “Çiçek Masalları”nı komşusu şair Emerson’un kızı için yazdı. İlk defa “Hastahane Portre­leri” isimli eseriyle ün kazandı. Bu kitapta İÇ: savaş yıllarında bir hastahanede çalışırken evine gönderdiği, mektupları bira ra­im getirmişti. O sıralarda kendini hastaların, yaralıların, bakı­mına öylesine vermişti ki, en sonunda kendi sağlığından ol­du. Louisa May Alcott’un eserlerinde kendi hayatından par­çalat bulmak mümkündür. Meselâ en meşhur eseri “Küçük Kadınlar” kendi hayat hikâyesini andını’. Bu kitap ilk defa 1868’de yayınlandı. O günden beri de kız çocukları için yazıl­mış, en güzel romanlardan;biri sayılır. Louisa May Alcotfıon çocukluk hayatında daha sonra, meydana gelen olayları “Jonnn Çocukları”, “Jo Teyzenin Çantası” adlı eserlerinde bula­biliriz. “Küçük Erkekler”de, “İyi Zevcelerde yeğenlerini an­latır. Louisa M. Alcott, Amerika’da kadınlara oy hakkı veril­mesini ilk savunanlardandır.

ESER ÜZERİNE: Yazılışından bugüne kadar, her çağ­da, her yerde en çok sevilen kitaplardan biridir. Aşağı yuka­rı bütün dillere çevrilmiştir. Çocuk kitabı olarak yazılmışsa da büyüklerce de zevkle okunur. Louisa Ma.y Alcott’un akıcı deyişi, kahramanlarım okuyucuya doğrudan doğruya davra­nışlarıyla tanıtması, bu romanın bütün dünyada geniş bir okuyucu kitlesi kazanmasına sebeb ölmüştür. Yazarın biyog­rafisinde de belirttiğimiz gibi roman yazarın kendi hayatıdır. March ailesi, Louisa’ntn kendi ailesi, romandaki Jo da yaza­rın ta kendisidir.

KONUSU: March ailesi, Lawreııce köşkünün yanıbaşında küçük bir evde oturuyordu. Kocaman köşkte ise genç Theodor Lawrence ile yaşlı büyükbabası yalnız yaşarlardı. İhti­yar Mr. Lawrence çok zengindi, torununun her isteğini yeri­ne getiriyordu, ama küçük Laurie (genç Lawrence) yalnız­lıktan şikâyetçiydi. Lâmba yanıp da küçük evin gölgeleri pencereye vurduğu zaman, Laurie. March ailesinin dörtkızı- nm anneleriyle birlikte ocak başında toplanıp neşeli neşeli o­turduklarını görüyordu. Laurie onlarla tanışmadan önce hep­sinin adlarını öğrenmişti, hattâ onlar üstüne hayal kura ku­ra kendini o aileden bir insan saymaya bağlamıştı.

En büyük kız tombul Meg’di. Yakında bir yerde oturan bir ailenin dört yaramaz çocuğuna dadılık ederek hayatını kazanmak zorundaydı. Ortanca Jo’ydu. Uzun boylu, erkek tavırlı bir kızdı, yazı yazmaktan hoşlanıyordu. Boş zamanlarını kız kardeşlerine oyunlar, hikâyeler hazırlamakla geçiriyordu. Ondan sonra kibar tavırlı, ev kızı Beth geliyordu. Evde otu­rup yün örmek, yahut annesinin işlerine yardım etmek en bü­yük zevkiydi. En küçükleri kıvırcık saçlı Amy’ydi. Günün bi­rinde Michelangelo yahut Leonardo da Vinci gibi büyük bir ressam olmayı kuruyordu.

Noel zamanı kızların en büyük meselesi Marmee dedik­leri annelerinin kendilerine verdiği bir doları ne şekilde harca­yacakları olmuştu. En sonunda, bu parayla Marmee’ye bir hediye almaya karar verdiler. Noel sabahı, kahvaltılarını fa­kir komşuları Hummel lerle paylaşmakta ısrar ettiler, bu iyiliklerine mükâfat olarak da Mr. Lawrence onlara dondurmalı, kaymaklı, şekerlemeli Noel ziyafeti çekti.

Yılbaşı gecesi verilen bir baloda Laurie’yle Jo’nun tanış­masından sonra güzel günler birbirini kovaladı. Artık Laurie de March ailesine katılmıştı. Ama aynı yılın kasım ayında, savaşta olan babalarının ağır hasta olduğunu bildiren bir tel­graf aldılar. Mrs. March ne yapacağını bilemiyordu. Hemen kocasının yanına gitmek isterdi elbet, çantasında topu topu beş doları vardı. Zengin ama bencil March halaya gidip yar­dım istemekten çekiniyordu. Jo biricik övünme konusu olan kestane rengi uzun saçlarını kestirip yirmi beş dolara sata­rak işi halletti. Jo bu fedakârlığı isteyerek yapmıştı, ama o gece herkes odasına çekildikten sonra Mrs. March kızının ya­nına gidince, onu ağlar buldu. Marmee ona babasının hasta­lığı için mi ağladığını sordu. Jo hıçkırıkları arasından baba­sına değil, kesilen saçlarına ağladığını söyledi.

Marmee’nin yokluğu sırasında Küçük Kadınlar karanlık, üzüntülü günler geçirdiler. Her zaman zayıf bir kız olan Beth, kızıla yakalanmıştı, birara Jo sevgili kızkardeşini kaybetmek üzere olduklarını düşündü. Marmee’yi çağırttılar, ama annele­ri gelinceye kadar hastalığın tehlikeli devresi geçmiş, Beth iyileşmeye yüz tutmuştu. Ertesi Noele kadar Beth gene eski halini bulmuştu. Mr. March sağlam ve neşeli bir halde savaş­tan döndü, hepsini şaşırttı. Küçük aile gene eksiksiz olarak bir araya gelmişti.

Derken Laurie nin hocası Jahn Bı-ooke, Meg’e âşık oldu. Bu iş, genç adamın Meg’in bir eldiveni çalıp hatıra diye sak­lamaya yeltenmesiyle meydana çıktı. Laurie eldiven mesele­sini sezmiş, Jo’ya da söylemişti. Jo, aile içinde huzursuzluk çı­karacağını düşünerek buna müthiş içerledi. Ama üç sene son­ra Meg, Bayan Brooke olunca, Jo da eski kızgınlığını unuttu.

Bu arada Jo da büyümüştü. Yazı yazmaya ciddi bir şekil­de devam etti, hattâ bir kaç hikâyesini satarak aile bütçesine yardım etti.

March ailesinin akrabalarından biri olan zengin Carrol teyze Avrupa gezisine çıkarken yanma bir arkadaş almak is­teyip de Jo’nun yerine Amy’yi götürmeye karar verince Jo çok Üzüldü. Marmee’nin izniyle Jo da New York’a gitmeye ka­rar verdi. Büyük bir pansiyon işleten Mrs. Kiı-ke’nin yanında çalışmaya başladı. Orada sevimli ve garip tabiatlı almanca hocası Bhaer”le tanıştı.

Evine döndüğü zaman onu eskiden beri sevmekte olan La­urie, Jo’ya evlenme teklifinde bulundu. Daima bekâr kalıp kendini yazılarına vermeyi düşünen Jo bu teklifi reddetti. Laurie’ye birbirlerine uygun olmadıklarım anlatmaya çalıştı. Laurie kendi büyük babasının ve March ailesinin bu evlen­meyi arzuladıklarını ileri sürerek Jo’yu kandırmak istedi. Jo kararının kesin olduğuna Laurie’yi inandırınca, genç adam uğradığı hayal kırıklığını unutmak için büyük babasıyla bir­likte Avrupa’ya gitti. Avrupa’da Laurie Amy’yle sık sık buluştu. Çok iyi arkadaş oldular. Laurie, Jo’ya duyduğu hisle­rin çoğunu küçük kardeşine duymaya başladı.

Bu esnada Jo evde, ilk hastalığından sonra iyice düzelme­miş olan Beth’e bakıyordu. İlkbaharda Beth ablası Jo’nun kollarında öldü. Bundan sonra Jo kendini her zamankinden daha yalnız, ve daha dertli hissetti. Kendini yazılarıyla, bir dc Meg’in çocukları Daisy ve Demi’yle oyalamaya çalıştı. A­ma eski halini ancak Laurie’yle evlenmiş olan Amy’nin eve dönmesiyle bulabildi. Profesör Bhaer Midwest Üniversitesine, yeni işine giderken Jo’lara uğrayınca, genç kız buna çok se­vindi. Bir gün, profesör yağan yağmurdan Jo’yu korumak için ona şemsiye tutarken evlenme teklifinde bulundu, Jo da kabul etti. Bir yıl sonra March hala öldü, evi Plumfield’i Jo ya bıraktı. Jo erkekler için bir mektep açmayı tasarlıyordu. Ko­casıyla birlikte hayatlarını çocukları yetiştirmek için harcayacaklardı.

Küçük kadınlar olgunluk çağma böyle geldiler. Anneleri­nin altmış yaşma bastığı gün Plumfield’de büyük bir ziyafet düzenlediler. Bir iskemlesi boş duran masanın çevresinde top­landılar. Lauıie, Marmee’nin şerefine kadeh kaldırmayı tek­lif ettiği zaman Marmee oturduğu yerde, kollarını açarak, biricik arzusunun bu saadetin bütün ömürleri boyunca devam etmesi olduğunu söyledi.

NOT: Bu kitabın dilimizde kısaltılmış bir iki çevirisi yayımlanmıştır.

 

Benzer Konular:

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir