Lord Jim Kitap Özeti (Joseph Conrad)

  

Joseph Conrad’ın Önemli Eseri Lord Jim Kitap Özeti Hakkında Bilgi aktaracağız.

Jim, serseri, kanundışı bir insandır. Doğudaki limanlarda kâ­tip olarak çalışan Jim, kim olduğu anlaşılıncaya kadar çalışabili­yor, sonra başka yerlere gitmek zorunda kalıyordu. Lord Jim’in hikâyesi, evinden ayrılıp denizci olmaya karar vermesiyle başla­mıştır. Öenizi çok sevmesine rağmen ilk denemelerinde hiç de kahramanlık işareti göze çarpmıyordu. Daha ilk günlerde yara­lanmış, doğu limanlarından birine bırakılmıştı. İyileşince eski bir buharlı gemi olan “Patna”da bir iş buldu. Bu gemi, hacı olmak için Mekke’ye giden Müslümanları taşıyacaktı.

Gemi, denize göre değildi. Alman kaptan budalanın biriydi, baş makinist içki içmekten başını alamıyordu. Sakin, güzel bir gecede gemi Kızıldeniz’de ilerlerken yüzen bir cisme çarptı. Kaptan bu cismin ne olduğunu öğrenmeye Jim’i gönderdi.

Bir ay sonra, Jim mahkemede ifade verirken gemiye çarpan cismi araştırmaya gittiği zaman geminin ön kısmının suyla dol­makta olduğunu gördüğünü söyledi. Kaptan Jim’in sözlerini du­yunca, “Patna” gemisinin batacağını ileri sürerek gemiyi terk et­me emri vermişti. İlkin Jim son dakikaya kadar iş başında kal­mak istedi, ama biraz sonra ani bir kararla geminin sandalında- ki öbür beyaz arkadaşlarının yanına gitti. Hacı adayları batmak üzere olan gemide bırakılmışlardı. Ama “Patna” batmamıştı: Bir Fransız gambotu geminin yardımına gelmiş, yolcuları sağ salim limana getirmişti. Marlow, bir beyaz adam, soruşturma mevkiin­de oturuyordu. Daha sonra hikâyenin ayrıntılarını Jim’den öğ­rendi. Jim’e bir şeyler olmuştu. Her tanıdığına hikâyeyi anlatmak isteğini duyuyordu. Ömrü boyunca da vazgeçemeyecekti bun­dan sonra. Aden’den bir telsiz gelmişti. Geminin süvarileri tara­fından terk edilmiş bir hâlde limana vardığı bildiriliyordu. İki haf­ta sonra da kaptan, iki makinist ve Jim karaya ayak basmışlar­dı. Bindikleri sandalı Dale Line adında bir buharlı gemi bulmuş, onları kurtarmıştı. Derhal araştırma yapılması için mahkemeye sevkedilmişlerdi tabiî, fakat adam öfke içinde mahkemeden çı­karken buna hiç önem vermediğini, Amerikan uyruğuna geçece­ğini bildirdi.

Baş makinist bir hastaneye gitmişti. Orada deli numaraları yaparak “Patna” gemisini batarken gördüğünü ileri sürdü. Güya gemi batarken içi yılanlarla doluymuş. Kendi yatağının altında da pembe kaplumbağalar varmış. Kolu kırık ikinci makinist de hastanedeydi. İkisini de tanıklık için çağırdılar.

Jim babasından öğrendiklerinin etkisine, biraz da kendi için­den gelerek dürüst davranmamış, bu yüzden temiz adını lekele- mişti. Artık ömrünün sonuna kadar lekeli adam olacaktı. Marlow mahkeme esnasında Jim’le nasıl yemek yediklerini anlattı. Ço­cuk “Patna”da çalışan öbür tayfalara hiç benzemiyordu. Onun hamuru başkaydı. Marlow çocuğun ruhunu etkilemek istiyordu. Jim de kaybolan erdemlerini yeniden kazanmak azmindeydi.

Jim, Marlovv’a o yüz kızartıcı olayın nasıl olduğunu anlattı. Geminin uğradığı hasarı inceledikten sonra, uzun müddet su yü­zünde kalamayacağını kestirmişti. Gemide sekiz yüz yolcu var­dı. Kurtarma sandallarının sayısı ise yediydi. Yolculardan birka­çını olsun sandallara bindirmeye zaman yoktu. Kısa bir zaman sonra da kaptanla öbür mürettebatın gemiyi terk etmeye hazır­landıklarını görmüştü. Onlar Jim’e birlikte gelmesi için ısrar et­mişlerdi. Yolcular nasıl olsa öleceklerdi. Üçüncü makinist bu arada bir kalp kriziyle ölmüştü. Jim o sırada niçin öbürlerinin bu­lunduğu kurtarma sandalına atladığını bilmiyordu, hiçbir zaman da bunun nedenini anlayamayacaktı. Jim, Marlovv’a nasıl hep birlikte aynı hikâyeyi anlatmaya karar verdiklerini de anlattı. As­lında, Jlm’le öbür arkadaşlar geminin battığına inanmışlardı. Jim, yolcuların sağ olduklarını öğrenince içinin rahatladığını söy­ledi. Hikâye, bütün limanlarda, denizciler arasında anlatılmaya başlamış, günün konusu olmuştu. Soruşturmadan sonra Mar- low, Jim’e yardım etmek istedi. Ama Jim, bir serseri olup kendi başına kaybolan temiz ruhunu aramaya çıkmak niyetindeydi.

Böylece Jim, gezilerine başladı. İlk olarak Bombay’a gitti. Sonra Kalküta Petang, Batavia ve doğu adalarına gitti. Bir müd­det Marlow’un bir akradaşının yanında çalıştı, patronlardan biri­nin “Patna” gemisi meselesini birisiyle konuştuğunu duyunca işinden ayrıldı. İşten işe, ülkeden ülkeye, hep de doğuya doğru gidiyordu. Marlow, Jim’e yardım etmek için elinden geleni yapı­yordu. Doğu Pasifik adalarında iş yapan Stein adında bir tücca­ra başvurdu. Stein, onu Patusan’daki bürosuna temsilci yapmış­tı, burada Jim, kendi kendisinden nefret edişinin nedenlerini araştırdı. Bir daha Patusan’dan hiç ayrılmamaya karar vererek, oranın yerlileriyle dost oldu. Kibarlığı, iyi yürekliliği sayesinde onların lideri durumuna erişti. Ona Tuan Jim -Lord Jim- diyorlar­dı. Jim, eski yerli reisinin oğlu Dam Waris’le dostluk kurmuştu.

Limanda, halk arasında Jim’in büyük bir zümrüt bulduğu, onu bir yerli kadına armağan ettiğine dair dedikodular yayılmış­tı. Bir yerli kızın onu sevdiği, kıskanç yerlilerden birkaçının onu öldürmeye teşebbüs edecekleri zaman da kızın Jim’i kurtardığı söyleniyordu.

Marlovv da Jim’in arkasından Pautsan’a geldi. Marlovv ada­dan ayrılacağı zaman Jim onu yarı yola kadar getirdi. Artık vic­danının iyice rahatlamış olduğunu ona anlattı. Yerliler kendisine güvendikleri için nasılsa gençliğindeki ideallerine yeniden kavu­şabileceğini açıkladı.

Vahşi Brown, Lord Jim’in hükümranlığını kaldırmayı karar­laştırdığı zaman her şeyin sonu geldi.Brown, adaya gelmek için Jim’in bulunmadığı bir zaman seçmişti. Dam Waris’in kumanda­sındaki yerliler Brown ve adamlarını bir tepede kıstırmışlardı, ama bir türlü onları esir alamıyorlardı. Lord Jim adaya geldi. Brown’un geri dönmesine izin verilirse adamın hiç kan dökme­den çekip gideceğini, bunun için de önce yerlilerin geri çekilme­leri gerektiğini bildirdi. Vahşi Brown ise Jim’in insancıl kararına kanlı bir şekilde karşılık verdi. Dam VVares’i öldürdü. Lord Jim, yerlilerin mahkemesi karşısında kendini suçlayan biçimde ko­nuştu. Dam VVaris’in ölümünden kendisinin sorumlu olduğunu söyledi. Reis Doramin, bu sözleri duyduktan sonra Jim’i göğsü­nden bıçaklayıverdi.

Jim’in hayatını yakından izleyen Marlow, kaybettiği onuruna en sonunda yeniden kavuştuğunu hissetti.

YAPIT HAKKINDA

Joseph Conrad’ın yapıtlarında romantizm ve realizm bir ara­dadır. Yapıtları basit deniz serüvenlerinden çok kendisini anlatır nitelikte kaleme alınmıştır. Hemen hemen bütün yapıtlarında ol­duğu gibi bu romanında da bir suçlu kişiyi görmekteyiz. Ama yurdundan kaçan, hep bir yabancı dil konuşmak zorunda kalan suçlu kişi, belki de bir kompleksin sonucu olarak ortaya çıkmış­tır. O da Joseph Conrad’ın kendisidir. Jim’in karakterinin çözüm­lenmesi tamamıyla okuyucuya bırakılmıştır; insan karakterinin esrarengiz yanlarını Jim’in kişiliğinde yansıtmak istemiştir.

Lord Jim Kitabı Hakkında Yorumlarınızı Bekliyoruz.

Benzer Konular:

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir