Moby Dick Yani Beyaz Balinada Anlatılanlar

  

HERMAN MELVİLLE – MOBY DİCK

Ishmael öğretmendi, ama bu sakin yaşantısını bırakıp deniz­ci olmayı tasarlıyordu. Hayatının büyük bir bölümünü denizlerde geçirmişti. Bu yolculuklar, sık sık bütün benliğini kaplayan hu­zursuzluklardan da kurtarıyordu onu. Ishmael’in canı sıkılmaya, ne yapacağını bilmez halde dolaşmaya başladığı zamanlar aklı­na gelen ilk şey, uzun deniz yolculuğuna çıkmak oluyordu. De­nizdeki maceraları ona huzursuzluğunu bir süre için unutturu­yordu. Bir gün bir balina avcı gemisine girmeyi tasarladı. Pilisi­ni pırtısını toplayıp Manhattan’ı terketti. Gemiye binip Horn Bur­nu ve Pasifik Okyanusu yönünde denize açıldı.

New Bedford’a geldiğinde rıhtımdaki Spouter hanına gitti, geceyi orada geçirecekti. Fakat handa bütün yatakların dolu ol­duğunu öğrendi. Eğer bir başkasıyla yatmayı kabul ederse, han­da kalabilecekti. Ishmael, yatak arkadaşını görünce bayağı ürk­tü. Bu insandan çok bir canavara benziyordu. Fakat arası çok geçmeden Queequeq adındaki denizcinin iyi kalpli, konuşkan bir denizci olduğunu anladı, iki erkek çabucak dost olup aynı gemi­de çalışmayı kararlaştırdılar.

Bir hayli uğraştıktan sonra da “Peguod” adındaki avcı gemi­sinde iş bulabildiler. Fakat pek çürük bir gemi olan “Peguo”un, Kaptan Ahab’ın yönetiminde uzun deniz yolculuğuna dayanıp dayanamayacağı da belli değildi. Birçok gemici durumu öğren­dikten sonra işi bırakmıştı, fakat ishmael de Queequeq de karar- farından dönmeye niyetli değildiler. Hatta Kaptan Ahab’ı görmek için de sabırsızlanıyorlardı.

Tekne yola çıktan sonra birkaç gün Kaptan Ahab ortalıkta görünmedi. Kamarasından dışarı çıkmıyordu. Geminin idaresini ise Starbuck ile Stubb adında iki gemici üzerlerine almışlardı. Ishmael bu adamlarla dost olmasına rağmen onlardan kaptan Ahab hakkında bir şey öğrenememişti. Günün birinde, gemi gü­neye doğru yol aldığı sırada Kaptan güverteye çıktı. Adamın yü­zündeki ciddi ifade ishmael’i bayağı korkutmuştu. Kaptanın bir bacağını balina kapmış, o da kesilen bacağın yerine tahta bacak taktıracakken bir balina kemiği taktırmayı uygun bulmuştu. Ahab’a bacak vazifesi gören kemik, bir balinanın çene kemiğiy­di. Bu kadarla kalsa gene iyi. Ahab’ın yüzünün bir yanı da koca­man beyaz bir yara iziyle korkunç bir görünümdeydi. Yara izinin bir ucu, gömleğinin yakası altında kaybolduğundan karşıdan ba­kılınca yaranın Kaptan Ahab’ın vücudunu bir baştan öbür başa kadar ikiye ayırdığı sanılıyordu.

Gemi, günlerce balina araya araya güney yönünde yol aldı. Gemiciler uzaktan balina görünür görünmez haber vermek için nöbetleşe geminin gözetleme direğine çıkıyorlardı. Kaptan Ahab da güverteye çıkmış adamlarının hepsini yanına çağırmıştı. Ce­binden kocaman bir altın para çıkardı ve gözetleme direğine doğru fırlatarak, Moby Dick adıyla anılan beyaz balinanın görün­düğünü ilk haber veren gemicinin bu parayı alabileceğini söyle­di. Buna Starbuck ile Stubb’ın dışında herkes çok sevinmişti. İki kurt denizci ise Kaptan Ahab’ın sonu acıyla bitecek bir mücade­leye girişmesinden hiç de memnun değildiler. Kaptanın bütün enerjisini saçma bir intikam fikri uğruna boşa harcamasına üzü­lüyorlardı. Özellikle Starbuck bu yüzden kaptana çok kızıyordu. Düşüncelerini Ahab’a açıklamakta da bir sakınca görmedi. Ahab’ın intikam duygusuyla büyülendiğini, Beyaz Balinanın onu öldürmeye kalkan her gemici için büyük bir tehlike olduğunu an­lattı. Ahab ise bacağının birini Moby Dick ile yaptığı son müca­delede kaybetmişti. Bir dahaki karşılaşmalarında ise hayatını kaybedebilirdi. Fakat kaptan, gemicinin sözlerini dinlemek bile istemedi. Ambardan içki fıçılarını getirtti ve gemicilere Moby Dick’in ortadan kaldırılması şerefine diledikleri kadar içki içebile­ceklerini söyledi.

Kaptan Ahab, başka gemicilerden aldığı haberlere dayana­rak, Moby Dick’in nerede bulunabileceğini aşağı yukarı tahmin etmiş, geminin rotasını da ona göre düzenlemiştir. “Ümit Burnu” yakınlarında bir balina yuvasına rastladılar. Gemiciler, yakalaya­bildikleri kadar balina yavrusu yakalayıp bunların derilerini yüz­düler, yağlarını erittiler.

Denizde bir başka avcı gemisine rastladıkları zaman Kaptan Ahab onlara Moby Dick’i görüp görmediklerini sordu. O geminin kaptanı da Ahab’a Moby Dick’le fazla uğraşmamasını söyledi ama artık çok geçti. Ahab kararını vermişti.

Bir başka gemi onları durdurttu. Geminin kaptanı “pegu- od”dan yağ almak için gemiye geldi. Kaptan Ahab gene Moby Dick’ten haber sordu. Fakat kaptanın canavardan haberi yoktu. Kaptan gemisine dönerken sandalda bulunan altı tayfa, biraz ilerde altı balinanın bulunduğunu fark ettiler. Hemen küreklere sarılıp balinalara yaklaşmaya başladılar. Starbuck ile Stubb da kendi gemilerinden sandal indirip balinaların peşlerinde düştük­leri zaman rakipleri bir hayli yol almışlardı. Fakat “peguod” tay­falarının gayretleri sayesinde onlar öne geçip en büyük balinayı yakaladılar.

Balinayı öldürmek çok uzun ve yorucu bir işin sadece baş­langıcıydı. Hayvanın cesedi geminin yan tarafına yerleştirildik­ten sonra tayfalar hayvanı parçalamaya koyuluyorlardı. Hayva­nın başı gövdesinden ayrılıp geminin baş tarafına asılırdı. Daha sonra hayvanın derisi, yağlı kısımları ayrılır, yağlar eritilip büyük fıçılara doldurulurdu. Bütün bu işler tayfaları soluk almadan ça­lışmaya zorluyordu ama onlar Hint Okyanusuna yaklaştıkça da­ha da heyecanlanıyorlardı. Çünkü Beyaz Balinanın burada bu­lunması olasılığı çok fazlaydı. Kısa bir süre sonra, bir İngiliz ba­lina gemisine rastladılar, Kaptan Ahab gene Moby Dick’i görüp görmediklerini sordu. İngiliz gemisinin kaptanı yanıt olarak kolu­nu uzattı, dirseğinden aşağısı kesilmiş, yerine bir balina kemiği yerleştirilmişti. Kaptan Ahab hemen bir sandal indirilmesini em­retti. Kendisi de sandala binip İngiliz gemisine gitti. Geminin kap­tanı, Moby Dick ile uğraşmanın çok kötü sonuçlar yaratabilece­ğini defalarca tekrarladı, sonra da Beyaz Balinayı en son nere­de gördüğünü anlattı. Kaptan Ahab, bunu öğrenir öğrenmez, kaptanla vedalaşmak zahmetine bile katlanmadan telâşla gemi­sine döndü. Tayfalarına Moby Dick’i yakalamak için izleyecekle­ri yeni rotayı bildirdi.

Starbuck çılgın kaptanı bu deliliğinden vazgeçirmek için ne kadar uğraştıysa para etmedi. Ahab, öfke içinde eline bir tüfek geçirip Starbuck’u kamarasından kovdu.

Bu arada Queequeq ateşli bir hastalığa yakalanmıştı. Ölece­ğini iyice anlayınca marangozun ona kano biçiminde bir tabut hazırlamasını istedi. Adamcağız son yolculuğuna bağlı olduğu kabilenin âdetlerine uygun bir şekilde çıkmak istiyordu. Maran­goz en kısa zamanda istenilen tabutu hazırladı ve hastanın ka­marasına getirdi. Fakat çok geçmeden buna ihtiyaç kalmadığı anlaşıldı, zira Queequeq iyileşmeye yüz tutmuş, ateşi de düş­müştü. Birkaç gün sonra da tamamen iyileşip arkadaşlarının ya­nına döndü. Kano biçimi tabutu güverteye çıkardı, üzerine garip şekiller kazdı ve tabutu dolap yerine kullanmaya başladı.

Gemiciler, başlangıçta tayfalardan Fedallah’ın kaptanla ara­sındaki ilişkiye bir anlam verememişler, ikisinin bu derece sami­mi olmalarının nedenlerini araştırmışlardı. Fakat bir şey öğrene­memişlerdi. Adam kaptanın geleceği hakkında bazı kehanetler­de bulunmuş, onun kefensiz, tabutsuz gömüleceğini ileri sür­müştü.

Bir gece çok şiddetli bir fırtına patlak verdi. Geminin yelken­lerine yıldırım düşmüş üçü birden alev alev yanmaya başlamış­tı. Gemiciler bunun kötü bir işaret olduğunu düşünerek korktular. Tanrının onları yollarını değiştirmeye zorladığını, ilerde büyük tehlikelerle karşılaşacaklarını ihtar ettiğini düşünüyorlardı. İçle­rinden yalnız Kaptan Ahab, yıldırımdan korkmamıştı. Yelken di­reğinin dibinde durmuş, kollarını sallayarak etrafına emirler yağ­dırıyordu. O gece Beyaz Balinayı bulup öldürmeye bir kere da­ha ant içti.

Birkaç gün sonra gemi müthiş bir çığlıkla inledi. Moby Dick’i görmüşlerdi. Ses de Kaptan Ahab’ın sesiydi. Gemiciler de bali­nayı gözlüyorladı ama hiçbiri kaptan kadar istek ve ümitle ara­madığı için canavarı kaptandan önce kimsenin görmesi müm­kün olmamıştı. Haber üzerine sandallar denize indirildi ve tehli­keli av başladı. Kaptan Ahab en öndeki sandalda ayakta duru­yordu. Elindeki zıpkını hayvanın beyaz gövdesine saplamak üzereyken balina birden döndü, sandal hayvanın altında kalıp ikiye bölündü. Tayfalar da denize dökülmüşlerdi. Bir süre hiç kimse kazazedeleri kurtarmak için harekete geçmedi. Sonunda Kaptan Ahab kurtarıcılara balinanın etrafını sarıp hayvanı kor­kutmalarını emretti. Hayvan korkup kaçınca onlar da denize dö­külenleri toplayacaklardı. Plân gerçekleşti ama ondan sonra da bütün aramalarına rağmen Beyaz Balinayı bulamadılar.

İkinci gün tayfalar erkenden balinayı aramaya çıktılar. Hayvanı bulup üzerine üç zıpkın sapladılar. Fakat aldığı yaranın acı­sıyla hayvan debelenmeye başlamıştı. Tayfalar gene denize dö­külmüşlerdi. Yalnız Ahab’ın sandalına bir şey olmamıştı. Birden­bire sandal sudan kalktı, havalandı, sonra tekrar suya düştü. Kaptanla gemicilerin bir kısmı kurtarıldı ama Fedallah görünür­lerde yoktu.

Üçüncü gün Moby yorgun görünüyordu. Çok geçmeden tay­faların sandalları hayvana yetiştiler. Fedallah, zıpkınların ipiyle hayvana bağlanmış kalmıştı. Moby Dick, öfke içinde sandallara

saldırıyordu. Gemide kalan Starbuck da durumu izliyordu. He­men gemiyi balinanın bulunduğu tarafa çevirdi. Kaptanla tayfa­lardan bir kısmını kurtaracağını ümit ediyordu. Fakat öfkeli ca­navar hemen gemiye doğru gelmeye başladı. Bir silkinişte gemi­yi parçaladı. Bu sırada Ahab’ın attığı zıpkınlardan birinin halatı boynuna dolandı ve kaptanı gemiden çekip denize düşürdü. Gö­rünürde, IshmaePden başka kimse kalmamıştı. Adamcağız saat­lerce Queequeq’in kano biçimi tabutuna tutunarak dalgalarla bo­ğuşmuş ve bir süre sonra oradan geçen bir gemi Ishmael’i gö­rüp kurtarmıştı.

YAPIT HAKKINDA

Romanda, yazarın yaşadığı dönemde balina avcıları arasın­da geçen büyük bir balinanın hikâyesi anlatılmaktadır. Yapıtta yer alan balina kötü ruhların, kaptan Ahab ise bir insanın kade­rine karşı giriştiği kahramanca mücadelenin birer simgesi olarak karşımıza çıkmaktadır, ilk kez 1851 yılında yayımlanmıştır. Amerikan edebiyatının en güçlü yapıtlarınan biridir.

Benzer Konular:

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir