Penguenler Adası Kahramanları (Kişileri) ve Özellikleri

  

ANATOLE FRANCE PENGUİNLER ADASI KAHRAMANLARI VE KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

Pengunler Adası Fransa’nın, efsanevî çağlarından XX. yüz­yıla kadar uzanan tarihinin ve geleceğinin eleştirmeli bir biçimde ele alınışıdır. Kitap, bu dizi hayret uyandırıcı olaylar sonunda Kuzey Kutbu bölgesine giden Mael adında, Normandiyalı efsa­nevi bir ermiş ile başlar. Mael, orada çok sayıda penguinin ya­şadığı bir ada bulur Pengunleri insan sanarak onları, Katolik di­ninin gereklerine göre vaftiz eder. Fakat onun bu hatası, öteki dünyada hayret ve şaşkınlık uyandırır; kilisenin melekleri ve bil­ginleri, penguinlerin vaftiz edilmelerinin doğru olup olmadığı üzerinde tartışırlar. Sonunda “Lord” penguinlerin insanlar olduk­larını söyleyerek bu sorunu çözer. Mael, daha sonra bu adayı Avrupa’ya taşımayı düşünür. Bir kayaya iplik bağlar, teknesini harekete getirir ve adayı, hayret uyandıracak bir biçimde Nor- mandiya sahillerine taşır.

Penguinler, insanların kötü yanlarını çabucak öğrenirler. Mael, utangaçlık duyguları altında onları giyindirmek istediği za­man penguinlerin dişileri, giyinmiş hâlde kendilerinin daha çeki­ci, daha gösterişli olduklarını görürler. Yaşadıkları yerleri kendi aralarında bölüşen penguinler; mülkiyeti, kanunları ve savaşı yaratırlar. Kanunları yapacak bir meclis oluştururlar. Bu meclisin ilk çıkardığı kanun da vergileri artırmak olur.

Penguinler arasında en akıllısı Kraken adında biri ile Obero- sia adındaki, Mael’in ilk defa giyindirdiği kızdır. İkisi, aralarında bir ilişki kurar ve çok kâr sağlayacak bir oyun, bir hile düşünür- ier. Kraken, sahte boynuzlar ve kuyruk takarak kendisini bir ej­derha gibi gösterir ve adadaki sürü ve kümesleri yağma eder. İl­kin dehşet içinde kalan köylüler, daha sonra direnmeye başlar­lar. Onun, ancak saf bir bakire, ejderhanın boynuna ip geçirdiği ve çekip götürdüğü zaman ele geçirebileceğini Mael’e anlatır ve kendisini ikna ederler. Oberosia, bu işi yapacak kimse olarak or­taya çıkar ve ejderha hükümet merkezine götürülür ve Kraken de onu öldürüR. Bu sahtekârlığın karşılığı olarak kendisine yıllık bir gelir sağlanır ve “Draconid”ler adındaki kendi hanedanını ku­rar ve simge olarak da ejderha kafasını benimser. Oberosia, ölü­münden sonra ululuk mertebesine erişir ve adanın azizesi kabul edilir.

Kitabın bundan sonraki bölümlerinde, penguinlerin tarihi, Fransa’nın tarihine paralel olarak gelişir. Orta Çağ, Rönesans, Reform hareketleri, ihtilal ve Napoleon Savaşları, çok büyük bir incelikle anlatılır. Hatta, meteryalizmde Penguinia’yı dahi geçen Birleşik Amerika’nın da kısa bir tarihi sunulur. Kitabın büyük bir kısmı, çağdaş olaylara ayrılmıştır ki, bu da Anatole France’a gö­re, Fransız Üçüncü Cumhuriyetinin, kitabın yazıldığı zamana ka­dar uzanan tarihidir.

Penguin Cumhuriyeti, ad olarak bir demokrasi olmakla bera­ber gerçekte, politikasını ve basın aracılığıyla kamuoyunu kont­rol eden ve dış pazarları tekelinde bulundurmak için savaşlara girişen ekonomik bir oligarşinin egemenliği altındadır. Kamuoyu­nun büyük bir bölümü hâlâ kralcıdır ve Draconid’lerin (Bour- bon’ların) geri getirilmesini isterler. Kralcı entrikaların yazgıları, özellikle Agaric ve Cornemuse adındaki papazlardır. Onların po­püler bir lidere gereksinimleri vardır ve buldukları Amiral Chatil- lon, gerçekte General Georgs Baulanger’dir ki, 1886-1889 yılla­rında, Fransa’daki anticumhuriyet hareketinin başına geçmiş bir hükümet darbesi sonucu iktidarı ele geçirmesine kıl payı kalmış­tır. Chatillon’un siyasî hayatı komik ve saygı duyulmayan ayrın­tıları ile Boulanger’in düzenli yükselişi ve şerefsiz düşüşüne ko­şut olarak gelişir.

Kitabın bir parçası (on bir bölüm), tamamıyla Dreyfus olayı­na (1894-1906) ayrılmıştır. Bu, şüphesiz roman yazıldığı zaman çok yakın bir tarihtir. Fransız ordusun da bir Yahudi yüzbaşısı olan Dreyfus, ordunun sırlarını, bir Alman askeri ateşesi kanalı ile Almanya’ya aktardığı suçlamaları ile askerî mahkemede yar­gılanmış; suçsuz olduğu iki yıl sonra anlaşılmıştır. Fakat presti­jinin sarsılmasından korkan ordu, bunu açıklamamak için çok çalışır. Dreyfus sorunu Fransa’yı ikiye bölmüş; Katolik hiyerar­şisi, ordu, Yahudi aleyhtarları ve anti cumhuriyetçiler generalleri desteklemişler ve aralarında Zola ve Anatole France gibi tanın­mış edebiyatçılar da Dreyfus’un lehinde konuşmuş ve yazmış­lardır. Dreyfus, romanda, Pyrot adı altında görünür ve Zola da Coltımban’dır. Pyrot’un aleyhinde hazırlanan deliller, kitapta acı bir biçimde yerilmekte ise de, yazıların bu yergisi gerçeklerden hiç de azımsanacak gibi değildir. Romanınson bölümleri Hip- polyte Ceres adındaki radikal bir politikacı ve bakanın siyasal serüvenlerine ve iç entrikalarına ayrılmıştır. Ceres, Eveline Clarence ile evlidir. Kendisi sosyalist ve anti ruhbandır. Karısı ise Katolik ve Azize Oberosia’nın müritlerinden biridir. Karısı aynı zamanda başbakanla ilişki de kurmuştur.

Ceres kıskançlıktan deli divane olur; fakat kendi siyasal ge­leceğini düşündüğü için başbakana karşı da çıkamaz. Sonunda ülkedeki barışçı gelişmeleri göz önünde tutarak başbakanın, ül­keyi savaşa sürüklemek istediği haberlerini yayar. Kamuoyunun böylece kışkırtılması ile savaş meydana gelir ve bütün dünya, bu kan dalgası içinde boğulur. Anatole France, Birinci Dünya Savaşı’nı 1908’de açıkça tahmin etmiştir.

Romanın son bölümü, Penguinia’yı nasıl bir geleceğin bek­lediğine ayrılmıştır. Plütokratik (zenginlerin yönetiminde) bir uy­garlık yükselir, binalar gökdelen halini alır, fabrika bacaları göz- yüzünü karartır, yiyecek sentetikleşir ve teknik sistemler de çok eğreti olduklarından sık sık bozulurlar. Sonunda George Clair adındaki bir anarşist, bu uygarlığa son vermeyi düşünür. Bir yu­murtadan büyük olmamakla beraber, son derece tahrip gücüne sahip bombaları (Anatole France, atom bombasını mı düşünü­yordu?) bir biri ardına atarak kilit noktasındaki binaları havaya uçurur. Anarşi, ülkenin her tarafına yayılır ve Penguinia’nın sos­yal yapısı çöker. Bununla beraber hiçbir şey, hatta toplumun or­tadan kalkması bile tam anlamı ile gerçekleşmez. Zamanla, tar­lalar yeniden sürülür, avcılar ve çobanlar geçimlerini tekrar do­ğal yaşamdan sağlamaya başlarlar. Köyler kurulur, ardından şa­tolar, kasabalar ve şehirler yükselir. Büyük ve zengin bir ulus, Penguinlerin dramını bir defa daha yaratmak üzere harekete ge­çer.

Kişiler ve karakteristik özellikleri:

Veli Mael: Penguinleri vaftiz eden Normandiyalı bir din ada­mı. Oberosia: Kurnaz ve şehvetli bir kadın; daha sonraları, Pen­guinia’nın azizesi olarak kendisine saygı gösterir. Kraken: Obe- rosia’nın kocası ve “kolu kuvvetli ve aklı derin” Penguinia hane­danlığının kurucusu. Trinco: Napoleon Bonaparte’ı temsil eden askerî bir maceracı. Papaz Cornemuse: Papaz Agaric’in yar­dımcısı. Adı “gayda” (tulum çalgısı) demektir. Prince Adeistan de Boscenos: Hanedanlığı destekleyenlerden biri. Amiral Cha- tillon: Siyasî bir maceracı; General Boulanger’i temsil eder. Vis- kontes Olive: Chatillon’un metresi. Pyrot: Yüzbaşı Dreyfus’u temsil eden subay. General Gretauk: Savunma Bakanı, Drey- fus sorunu zamanındaki Savunma Bakanı General Mercier’i temsil eder. Madame Clarence: Tanınmış kimselerin devam et­tikleri bir salonun önde gelen kişisi. Eveline Clarence: Kızı, sonraları, Ceres’in karısı. Hippolyte Ceres: Posta ve Telgraf Bakanlığına vekalet eden biri. Paul Visire: Penguinia başkanı. George Clair: Penguinia uygarlığını yıkan anarşist.

Benzer Konular:

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir